içimden geldikçe, neler olur bilmem
Sen Git Milyonlarca Sperm Arasından Birinci Ol Yaşadığın Hayata Bak :)

Şub
10

Hem hayatları hem belgeleri karartıldı. TSK’dan atılan iki subaya gönderilen evraklar çok şaşırttı.
TSK’dan ihraç edilen iki subay, Bilgi Edinme Yasası’ndan yararlanarak neden ihraç edildiklerini öğrenmek isteyince siyaha boyanmış belgelerle karşılaştı.

Yüzde 80 karartılmış

Taraf gazetesinden Halin Alp’in haberine göre; Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla TSK’dan ihraç edilen subaylar, İbrahim Töre, İrfan Çalışkan Bilgi Edinme Yasası’ndan yararlanarak ordudan neden ihraç edildiklerini öğrenmek için başvurunca, yüzde sekseni sansürlenmiş cevap metinleriyle karşılaştı.

Tarikatçı suçlaması

İhça edilen subaylara TSK’dan “disiplinsizlik” suçundan ihraç edildiklerini gösteren ancak gerekçeleri karartılarak sansürlenmiş belgeler verildi.

İbrahim Töre’nin ihraç belgesinde “Süleymancılar” tarikatna üye olduğu belirtilirken, bu suçlamayla ilgili delillerin tümü silaha boyanmış.

Namaz kıldığı için

Disiplinsizlik gerekçe gösterilerek TSK’dan ihraç edilen İrfan Çalışkan ise eşinin başörtülü olduğunu üniformayla namaz kılarken çekilmiş bir fotoğrafının dosyasına konulduğunu söylüyor. Ancak kendisine verilen cevapta gerekçe bölümleri karartılmış.

22 yıl orduda görev yapan Töre, emekliliğine 1 yıl 10 ay kala ordudan er olarak atılmış. 28 Şubat’tan “ers yelin estiği o karanlık günler” diye bahseden İbrahim Töre, “Başıma gelecekleri tamhin ediyordum ve hiç şaşırmadım” dedi.

Madalyası var

1994-1996 yıllar arasında Hakkari’de Özel Harekat Grup Komutanlığı yaparken “Üstün Cesaret ve Feragat” madalyası alan İrfan Çalışkan, “Öğrendiğime göre eşimin başörtülü olduğu fotoğraflarla beraber benim üniformayla namaz kılarken çekilmiş fotoğraflar hakkında delil olacak şekilde dosyama konulmuş. Bunun izahı nasıl olur?” diye soruyor.

Amerikan uçak gemisinde 4 kilise var

Belgede yazılanların aksine hiçbir tarikata üye olmadığını belirten eski Binbaşı Töre şunları söyledi: Eğer tarikata üye olmak suçsa tarikatlar kapansın. Kıdem sicilde devrelerin arasında genelde ilk sıradaydım. Şimdi ordu evine bile giremiyorum. Özlük haklarımı kullanamıyorum. Amerikalılara özeniyorum. Amerikan uçak gemisinde 4 adet kilise varmış, cami de havra da. Biz ‘peygamber ocağı’ dediğimiz ordumuza leke tondurtmayız ve ona düşman olmayız. Ancak yapılan idari hataları nasıl görmezden gelebiliriz.

İŞTE KARARTILMIŞ BELGELER

kararbelge

Şub
07

Zaman zaman gündeme gelsede, kamuoyunun tepkilerini alsa da cep telefonlarının ciddi anlamda sıkıntı olduğu ancak bunun hiç bir şekilde kamuoyunun gündeminde istenilen noktaya gelemediği aşikar.

Yıllarca sigara üreticileri, daha sonra ilaç üreticileri derken şimdide cep telefonu üreticilerinin, ürettikleri ürünlerinin zararlarını kullanıcılardan sakladıkları çok aşikar.

Peki bunun farkında olduğumuz halde bizler ne yapıyoruz. Kendimize verdiğimiz zararın yanın da olaya direk geleceğimizden işe koyulalım diye çocuklarımıza hiç dikkat etmeden herhangi bir bahane ile hemen cep telefonu hediye ediyoruz. Bazen karnelerini bahane edip, bazen de güvenlik endişesi ile çocuklarımızın eline mutlaka bir cep telefonu sıkıştırıyoruz. Bu yaptığımızın bir izahı yok aslında. Herhangi bir mantığı da tabi. Unutkanlık ve dalgınlık çok ciddi boyutlarda görülmeye başladı. Fakat nedense sağlık konusunda biz insanlar yoğun bakıma düşmeden müdehale etmiyoruz.

Cep telefonu konusunda yapılmış bir çok araştırma olmasına rağmen malesef daha öncede bahsettiğimiz şekilde bunlar yeterli olarak kamuoyu ile paylaşıl(a)mıyor.

Aşağıda habertürk de yayınlanmış yazı da bunlardan bir tanesi. Lütfen çocuğunuza cep telefonu verirken bir kez daha düşünün… En azından yazının sonunda cep telefonunun zararlarından daha az etkilenmeleri için bir takım yöntemlerden bahsediyor en azından onları öğrenin…

Bu arada cep telefonu alırkende en azından fiyatı kadar yaydığı enerji miktarı oranı olan SAR değerine dikkat edin.

SAR nedir ?

SAR oranı insan vücudunun bir cep telefonundan yayılan radyasyonun ne kadarının soğuracağını gösterir. Bir cep telefonun SAR değeri, üretici firma tarafından yapılan testler sonucunda belirlenir. Firmalar bu testleri ICNIRP, Avrupa Birliği ve ABD nin belirlediği standardlara göre yaparlar ve her bir üretici bu değerleri kendi web sayfasında yayınlamak zorundadır.

Avrupa Birliğini uyguladığı standarda göre bir cep telefonunun kabul edilebilir SAR değeri 10 gram dokuda 2 Watt/kg, ABD de de uygulanan standarda göre ise bu değer 1 gram dokuda 1.6 Watt/kg. dır.
Read the rest of this entry »

Şub
01

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bakalım yargı yani Sayıştay askeri harcamaları inceleyebilecek mi? Asıl gümbürtü o zaman kopacak” diyor ama o kadar cesur yargıç çıkacağı konusundaki endişesini de dile getiriyor.

E. Orgeneral Çetin Doğan’ı dinleyenlerin ortak görüşü topluma ve siyasete abilik yapma, gerekirse hizaya getirme hakkını kendinde gören bir anlayışta olduğu şeklindeydi. Kısaca askeri vesayetin devam etmesini canlı bir örneği ile karşı karşıyaydık.

BÇG hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır

Sayın Doğan “Batı Çalışma Grubunun başkanıydım” diye açıkça itirafta bulundu. BÇG veya JİTEM benzer kuruluşlardır. Genelkurmay JİTEM adında bir kuruluşumuz yoktur diyerek toplumun gözünün içine bakarak doğruyu söylememiştir.

JİTEM gerçeği maalesef BÇG içinde geçerlidir. Çünkü savcılar arşivlere bir el atsa neler çıkar neler rahatlıkla aynı durumu göreceğiz. Çetelerin Psikolojik Harekat birimleri ile toplumu nasıl fişlediklerini, toplumun bir kesiminin düşman görülmesini, Türkiye’de Baas tipi bir rejim kurulmak istendiğini hep göreceğiz. Yakın tarihimizin gazete başlıklarını hep anlayacağız. Genelkurmay JİTEM gibi BÇG’nin de savunulacak bir yönü olmadığını biliyor.

“28 Şubatta yaptığımız doğruydu” sözü ile Genelkurmayın koridorlarında İsrailli subayların niçin dolaştığını ve o tarihlerdeki kamu harcamalarını inceleyerek yapılanların doğru olup olmadığını anlayabileceğiz.

Bakalım yargı yani Sayıştay askeri harcamaları inceleyebilecek mi? Asıl gümbürtü o zaman kopacak. Ama o kadar cesur yargıç çıkabilecek mi bilemiyoruz.

Çetin Doğan’a vasi olma hakkını kim verdi?

Sayın Doğan “Ülke o duruma düşerse, şu anda değil ama, sıkıyönetim ilanı için çalışacağız” sözü ile plan tatbikatının iç siyasete yönelik olduğunu açıkça itiraf etmiştir.

Yanlış iç tehdit değerlendirmesi, yasalardan alınmayan yetkilerle hareket etme planı ve siyasete müdahale etmeyi doğal kabul eden anlayış milletin üzerinde bir suç işlemektedir. Sayın Çetin Doğan yasa dışı işler yapan Batı Çalışma Grubu’nu savunarak ve topluma vesayet taslayarak suç işlenmektedir.

Vesayet, vasi olmak yani kendi kendini yönetemeyen akıl hastalığı veya zayıflığı olan birisinin özgürlüğünün kısıtlanarak korunması demek. Böylece kişi yanlış kararlar vererek kendisini ve ailesini tehlikeye atması önlenmiş olur. Kişiyi korumak ve kollamak amacı vardır. Güç ve iktidar vasi veya doğal vesayet olan veli elindedir.

Vesayetin üç aşaması ve  “Asker ne der?” algısı

Hukukta vesayetin üç aşaması vardır. Birinci tam vesayet hiçbir tasarrufu yoktur, imza yetkisi yoktur. Banka işlemi evlenme, para çekme gibi hiç bir medeni hakkını kullanamaz. Sadece vasisi onun hakkında karar verir söz hakkı yoktur. İkincisi Kayyum tayini, yani imza yetkisini tek başına kullanamaz, mahkemenin tayin ettiği kişi ile ortak imza ile işlemler yapılır. Üçüncüsü müşavir tayini müşavirinin onayı ile tek başına karar verir. Özgürlüğü kısıtlanmıştır.

Vesayetin hangi türü olursa kişi karar verirken “Vasim ne der?” diye düşünüyorsa vesayet vardır. Eğer bir vasi yetkisi olmadığı halde sözlü ve yazılı tasarrufa devam ederse suç işlemiş olur. Yasaların vermediği yetkiyi kullanmış olur.

Generaller bu milletin vasisi gibi davranamaz

Generaller yasaların vermediği yetkiyi gizli plan ve harp oyunları ile kullanmışlar ve askeri müdahaleler yapmışlardır. Askeri vesayeti BÇG gibi hukuk dışı yollarla devam ettirmek istemişlerdir. Askeri günlük siyasetle uğraşması suçtur. Vasilik taslaması suçtur.

Günlük siyasi davranışa dönersek Ankara’da millet adına Türkiye’yi yönetme yetkisi alanlar milletim ne der, hukuk ne der yerine “Asker ne der” diye düşünüyorlarsa  orda askeri vesayet var demektir.

Vesayet mahkeme kararı ile kalktıktan sonra vasi elindeki gücü kullanarak vesayetini devam ettirmek isterse vesayetten çıkan kişinin yeter artık demesi gerekir. Eğer kişi yeter artık diyemiyorsa vesayetin kalkmasını hak etmemiştir. Ya korkaktır ya menfaati bunu gerektiriyordur. Ama artık özgürlüğüm kısıtlı diye şikayet etme hakkına sahip değildir.

Silahsız Kuvvet Mardinlileri Kutluyorum

14 Mayıs 1950’de bu millet çok partili rejime geçtikten sonra vesayet resmen kalkmıştı. Fakat demokrat partinin hataları ve halkın özgürlüğüne sahip çıkmaması sonucu vesayet devam ediyor. Askeri müdahalelerle yenilen tokatlarla toplumun kendine güveni zedelenerek bugüne gelindi.

Bugün toplumun kendine güveni en yüksek seviyededir. Askeri vesayetin sorgulandığının en büyük kanıtı askeri müdahalelere sesini yükselterek tepki vermesi ve televizyon karşısında kendisine vasilik taslayan emekli orgeneralin zavallı duruma düşmesidir.

Batı Çalışma Grubu’nun yasal olduğunu savunuyor. Halbuki BÇG sahte raporlar hazırlayan toplumu fişleyen, andıçlar üreten, bilgi notları ile toplumu gerginlik içinde tutarak kontrolü elinde tutmaya çalışan şer odağı idi.

BÇG sahte delil üreterek Yüksek Askeri Şura’da komutanları yanıltmıştı. Eğer kayıtlarına savcılar ulaşabilirse toplumsal ve siyasal olayların arka planının böylece çözebiliriz.

Harp oyunlar ve plan tatbikatları doktora tezi gibidir askeri hafızayı oluşturur. Hiç bir zaman tamamen yok edilmez. Genelkurmayın orijinal nüshayı göstermesi bütün tartışmayı bitirecek iken gösterememektedir. Demek ki bilgiler doğrudur.

Türkiye’nin kurumsal ekseni askeri eksenden batıdaki gibi bilimsel eksene kaydırmak için cesur siyasetçi, cesur yargıç kadar cesur vatandaşa da ihtiyaç vardır. Kültürlerin beşiği Mardin balyoz simgesi ile özgürlüğüne sahip çıkma yürüyüşü yaptı.

“Devlet kendi rejimini koruma görevini sadece TSK’ya vermemiş… öhö… öhö… hepimize vermiştir” diyerek medyayı dolduruşa getiren paşanın oyunu ortaya çıktı. Bu tip generaller kendi rızaları ile toplumdan vesayetlerini kaldırmayacak toplumun hakkına sahip çıkmasından başka yol yoktur. Cuntacıların şahsını ayrı ele alarak, TSK’mızı yıpratmadan haklarımıza sahip çıkabilmeliyiz.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan – Haber 7

haberin kaynağı için tıklayın (tabi yayından kaldırılmadı ise)

Oca
29

Son günlerde Genelkurmay Başkanının ifadeleri ile bir anda memleketimde gene gündem değişti. Bizde bu konuda bir şeyler yazalım istedik ancak bunu bu sefer başka bir sitede yayınlanan haber ve habere verilen yorumlar ile duygu ve düşüncelerimizi aktaralım.

yazıya geçmeden önce sadece şunu ekleyelim yaş kararları yani yüksek askeri şura kararları şuan için Türkiyede herhangi bir yargı denetiminin dışındadır. Yani bu karar ile ordudan ilişkisi kesilmiş ve resen emekli edilmiş personelin itiraz edebileceği veya temyiz edebileceği herhangi bir makam yoktur. Avrupa insan hakları mahkemesi dahil olmak üzere.

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, “Askerlere, ‘Allah Allah’ diye hücum emri veriyoruz” diyerek, Balyoz Darbe Planı’ndaki cami bombalama eylem planı haberlerine sert çıkmasına, Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılan askerler tepki verdi.

Vakit’e konuşan YAŞ mağdurları, “Biz Allah dediğimiz için ordudan atıldık. İlker paşa kimi kandırıyor” dediler.

YAŞ mağduru emekli Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğulları, “Balyoz darbe planının doğru olduğuna yüzde yüz inanıyorum, çünkü benzer planların konuşulduğu toplantılara bizzat katıldım, gördüm” derken, 28 Şubat sürecinde binbaşılık rütbesindeyken YAŞ kararıyla TSK’dan ihraç edilen Yavuz Ay da, kendisinin ihraç gerekçesinin, eşinin başörtülü olması, kendisinin de namaz kılıyor, içki içmiyor olması olduğunu iddia etmişti.

İşte iki askerin bu iddialarına, Kenthaber Yayın Koordinatörü Erdem Yücel, sert bir şekilde yanıt verdi.

‘Şıracının şahidi bozacı’ diyen Yücel, o iki subaya, “İhraç nedeniniz sadece dindar olmanız mı? ve konuşacak başka gazete bulamadınız mı?” sorularını sordu.

Read the rest of this entry »

Oca
11

Uzun ara verdik biz bu işlere nedense. Dur bakalım elin alenen suçlu adamlarına her türlü yargı ve adalet mekanizmasının kapıları sonuna kadar açılmakta iken nedense biz bu konuda bir arpa boyu ilerleyemedik.

Geçenlerde posta kutumuza ulaşmış olan bir mail di bence ne kadar doğru söylüyor. Bir de siz bakın.
Ramazan KERPETEN’e ait bir yazı..

‘YAŞ’ İŞLER BUNLAR…!
Geriye yaslanmış, uzaktan canım ülkemde yaşanan garabetleri izliyorum, gözlerim fal taşı gibi açık..!

Ordu ile ilgili o kadar sıra dışı- akıl almaz şeyler yaşanıyor ki, hangi birisine kafa yoracağımızı şaşırıyoruz.

Genelkurmayımızın Çiçek Albay’ı geçtiğimiz günlerde İstanbul Adliyesi’nin çevresinde gezinirken, medyayla karşılaşmışmış… Tam da o gün Yargıtay ‘Onursal’ Başkanı (nam-ı diğer 367) Kanadoğlu’nun adliyede sorgusu varken.. Neye yorarsan yor…

Fakat bir rahatlık, bir rahatlık… Medyaya anlatıyor, döktürüyor. Mütareke basını da ballandıra ballandıra anlatıyor…

Sonra bakıyorsunuz;

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen faili meçhuller davasında yargılanan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz hâlâ aslanlar gibi görevinde. Hakkında öyle iddialar var ki, yenilir yutulur gibi değil! JİTEM’in yöneticileri arasında adı geçen ve bazı itirafçıların beyanıyla, birçok fail-i meçhullerle ilgili olarak suçlanan Temizöz’e; Ordu ve Genelkurmay sonuna kadar destek veriyor. Avukatının parası çok yüksek meblağlarla tıkır tıkır ödeniyor, birilerince. Ve Avukatı, yine birilerinden öyle cesaret alıyor ki mahkeme heyetini tehdit bile ediyor, onları HSYK ile gözdağı veriyor.

Bunları düşünürken, derin bir nefes alıyorum…

Read the rest of this entry »

Oca
01

2010 nun ilk saatleri…

2009 kötü bir sene idi. Sanırım herkes için özellikle kriz ortamı nedeni ile kötü geçen hatta geriye götüren bir sene olarak arşivde yerini aldı.

Yılbaşı gecesi tv programlarını bile arşivden yaptılar bu kadar vahim ortalık yani. Bir çok yerde kiralık, satılık devir yazıları hat safhada. Eskiden hava parası verip sıraya girdiğiniz dükkanlar boş duruyor şuan. Herkes ne yapalım diye düşünüyor işte.

Binlerce kitap ve binlerce eğitim verilmiş iken kimsenin tahmin edemediği bir kriz kapımızdan, tepemizden veya içimizden bir şekilde teğet geçti ama henüz gitmedi. Ben de ticaret ile uğraştığımdan krizin ortasında mücadelemizi mümkün olduğunca yapmaya gayret eden bir esnaf olarak dayanabildiğimiz yere kadar dayandık ama kendi ellerim ile dekorasyonunu yaptığım dükkanımı kapatıp daha küçük ve daha gösterişsiz olan bir dükkana taşındım. Dilerim burayı da kapatmadan işimize devam ederiz. Zira yaş bayağı ilerledi artık işte bulamayız sanırım.

2009 konusunda aklımda en çok kalan bu kriz olmasının yanın da ikinci yarısından itibaren Öncelikle kürt açılımı diye açıklanan daha sonra demokratik açılım olduktan sonra benden de destek alan bir demokratikleşme paketi beni ümitlendirdi.

Ancak her zaman ki gibi hem hükümet hazırlıksız ve alt yapısız olduğu her işteki gibi bu konuda çuvalladı. Her zaman kigibi muhalefet ne çuvaldız ne de iğne hesabı yapmadan aynaya bile bakmadan işin dozunu kaçırıp sulandırıp durdu.

Aslında her taraf mehmetçik üzerinden politika yapıyor ama en son tokatta şehit edilen askerler konusunda herhangi bir soruşturma açılıp açılmaması konusunda herhangi bir konu konuşmuyor bile.

Yok mu acaba bir ihmal. E ben bilemem artık askeriye alakam yok. Ancak bu kadar basit olmamalı. Asker kendi işine odaklanabilse sanırım daha iyi olacak. Askerin işi değil siyaset. Tabi rektörün de değil baronun da. Ama malesef ülkemde nedense kimse kendi işine gereken önemi vermeyerek sadece karşı tarafa muhalefet yapma derdinde.

Eski günlerde bir büyüğüm şöyle demişti.” İyi yada kötü iş yoktur. İyi yada kötü yapılan iş vardır. ” Şimdi daha iyi anlıyorum bu komutanımın ne demek istediğini. Malesef ülkemde her iş de bir kokuşmuşluk hat safhada.

Bunun yanın da ikinci yarısından itibaren bir AKP yi bölme ve ihtilal furyası ile geçti memleketimin krizdeki günleri. Daha eski günlerde en önemli gündem maddesi laiklik ve irtica bahaneleri olunca bundan da ters tepki oyları ile AKP her iki kişiden birini alıp iktidara gelince onu oradan indirme planları yapılmış. Bu da diğer gündem maddemizdi.

Daha sonraları ise domuz gribi geldi gündeme. ve tarihinde ilk kez bir sağlık bakanını aşı konusunda başbakanı ile ters düştü. aslında o sağlık bakanı o aşıları getirmeseydi o başbakan onu görevden almayacakmıydı ki ben sağlık bakanım ile aynı kanaatte değilim dedi. O aşı gelmeseydi sanırım AKP yi harbiden indirirlerdi iktidar dan ya neyse.

Bu arada adam iki kişiden birinin oyunu almış olduğu halde bu günlerde kime sorsan AKP ye oy vermedim yalanı atıyor. Seçim sonuçlarının ilk açıklandığında Akp ye oy verdiğini gerildiği koltuğundan pişmiş kelle gibi bahseden hatta akp nin belediyelerinde seçimden sonra kadro alan personel bile ben oy vermedim diyebiliyor. Peki bu mu adalet ya. Bu ne kadar karaktersiz bir yaşam tarzı.

Daha sonra DTP nin kapatılması ve İstanbul barosunun katsayı hakkında danıştaya iptal başvurusu hafızam da kalmış. Ben bu baronun vatandaşların yararına herhangi bir banka aleyhinde aldıkları haksız paralar aleyhinde herhangi bir çalışma yağtığını görmedim acaba bunun ile neden ilgilenmiyorlar diye düşünme yaşını çoktan geçtim ama hala bu siyasetin ne menem bir şey olduğunu anlamadım. Siyaset mi hukuka müdehale ediyor yoksa hukuk mu siyasete.

Hakimlerimiz birbirine güvenmiyor ki ben vatandaş olarak onlara güveneyim mi güvenmeyeyim mi sorusuna cevap verebileyim. Neyse en son günlerde Aydın DOĞAN kendi holdinginden ayrılma kararı aldı ve yönetiminden istifa etti. tabi bu arada cumhuriyet tarihinin diye bahsedilen rekor bir vergi cezası yedi. Osmanlı da ceza zaten yoktu.

Bunlar aklımda 2009 dan kalanlar. Bir de MUHSİN YAZICIOĞLU’ nun elim bir kaza sonrası hayatını kaybetmesi aklımın köşesinde yer etti.

En son  gün ise zeytinimden bir gol yedim ama olsun. 2010 daha iyi olacak inşallah.

Umut en güzel ilaç zaman ve sabır da en güzel vitamindir

haydi kalın sağlıcakla.

Ara
11
bu günlerde kullanmaya başlamıştım. Ancak ben taze zencefil ve limon karışımı bir su içmekteyim. Doktorumun tavsiyesi üzerine de arada bir karanfil çiğniyorum. Geçmiş arşiv maillerine bakar iken aşağıdaki mail tarafıma 2007 yılında gönderilmiş daha o zamanlarda domuz gribi yoktu ama deli dana hastalığı vardı neyse esas mevzumuz ZENCEFİLİN gribe karşı iyi geldiği.
hadi kolay gele.
Zencefil ve bal, soğuk algınlığının doğal ilacı

Kışın soğuk günlerinde sıkça yakalandığımız soğuk algınlığı, nezle, grip gibi rahatsızlıkları en iyi tedavi eden doğal ürünlerden biri zencefildir.

Binlerce yıldır Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, aynı zamanda soframızda güzel bir lezzet kaynağıdır. Zencefili hangi hastalıklarda, nasıl kullanabiliriz? Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda bir tatlı kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği zaman insanın içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. Zencefil aynı zamanda doğal aspirindir; kanı sulandırır, damarları açar, pıhtılaşmayı önler. İyi bir zihin açıcıdır, hafızayı güçlendirir. Zencefil yeni projeler üretmek isteyen insanların ilacıdır, beyni canlandırır. İlaçların mide ve bağırsaklara yaptığı yan etkiyi yok eder. İyi bir bulantı ilacıdır. Ameliyatlardan sonraki anesteziden kaynaklanan bulantılar, deniz ve araba tutmasındaki bulantılarda etkilidir.

Zencefilin doğum sonrasında annenin emzirme döneminde, anne sütünü artırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Sindirim sistemini düzenler, hızlandırır, enerji verir. Zencefil, İngiltere’de besin takviyesi olarak kabul edilmiştir. Kışın salepin üzerine tarçın yerine zencefil serperek içilmesi yorgunluğu alır, sinir sistemini düzeltir. Taze zencefil kökünden yapılan turşu sofralara güzel bir çeşni olmanın yanında sindirime faydalı bir takviye olur.
Zencefil, asırlar boyu iyi bir besin ve ilaç olarak güvenle kullanılmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan deneylerde zencefilin hiçbir yan etkisine rastlanmamıştır. Zencefil aynı zamanda çok güçlü doğal bir romatizma ilacıdır. Bal ve toz zencefil karışımından hazırlanan macun, günde üç tatlı kaşığı yenildiğinde bel ve bacak ağrılarına, romatizmaya bire birdir. Çinliler yüz yıllardır romatizmayı zencefil ile tedavi etmektedir. Faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz zencefil hakkında Alman bir uzman şöyle der: “Bir kızım olsaydı adını mutlaka zencefil koyardım.”
Sıcak su dolu bir bardağa bir tatlı kaşığı taze toz zencefille bir tatlı kaşığı bal ekleyip günde 3 defa içmek gribe çok iyi geliyor. Zihin açıcı etkisiyse tartışılmaz .
Ara
10

Temel’le Dursun, İstanbul’da minibüsle bir yere gidiyorlarmış…

Şoför “Levent, Fatih, Eyüp” diyormuş.
Dursun sıkılmış ve Temel’e:

“Ula Temel, ne zaman ineceuk?” demiş.
Temel de demiş ki:

“Çatlama ula, ismimuz okunsun ineruk!”…

Ara
10

Durup dururken outlook 2007 kurulu bilgisayarımdan mail gönderme gayreti içinde iken tamda vaktim kısıtlı ve yetiştirmem gereken bir mail varken bir anda hata mesajı aldım.
noluyor ya hep de beni bulur vesaire serzenişi sonrası iyice ayar oldum derken internette bir arama yaptım ama pek rastlanan bir hata değilmiş gibi bir şey çıkmadı önce.

arama ekranına 0×80040607 hatası yazdığımdan dır bilmem ama nedense arama sonucu mafişti. daha sonra sadece 0×80040607 yazdığımda ise bir sürü saçma sapan adres çıktı. Hatta ben bunun sadece bir mail box hatası olduğunu düşünürken aslında excel altında da bu tip bir hata olduğunu gördüm ama malesef vaktim kısıtlı olunca excel kısmı ile fazla ilgilenemeden outlook yazılarına baktım.
Baktım ama zaten türkçe sitelerde nedense bu şekilde bir yazı bulamadım. Yabancı sitelerde ise standart mail gönderemiyorum yardım şeklinde yazılar var ancak bir türlü ne yapılması gereken bir yöntem malesef yok.

Hep böyle olur zaten beklesin müşteri de diyemezsin. Mecbur mail atmamız lazım. Mecburen web üzerinden gönderdik mailimizi. Müşteri memnun ben memnun. Bir de sipariş gelirse şirketimde memnun olur.

Daha sonra akşam keyif çayımı içerken, yanın da birde maillerime de bakayım derken aynı hatayı vermesin mi outlook. Hay allahım ya demeden mecbur bunu halledelim artık dedik ve sıvadık kolları.

Çözüm olarak; giden posta sunucusu ayarları altında bulunan kullanıcı adı ve şifresinin olmamasının bu hataya neden olduğuna dair kesin deliller tespit ettik. Onun üzerine de araçlar-hesap ayarları-ayarları değiştir- diğer ayarlar- giden sunucusu- giden sunucum (SMTP) için kimlik doğrulaması gerekiyor kutusunu işaretleyip oturum açarken kullanılacak kullanıcı adı ve şifreyi normal mail ayarlarımız ile aynı şekilde yaptığımız ve sınama iletisi gönderdiğimde sorunun sonsuza kadar çözüldüğünü farkettim.
Bu arada enteresan bir şey daha başıma geldi. zaten bu enteresanlıklar nedense hep beni bulur. Önce oturum açarken kullanılacak kullanıcı adı ve parolasını doğru yazdığımız halde outlook nedense kabul etmedi. Ve kullanıcı
adını ve parolasını tekrar tekrar denedik ten sonra üstteki Gelen posta sunucum ile aynı ayarları kullan seçeneğini seçtiğim de nihayet kullanıcı adı ve parolasını kabul etmişti.
Sanırım o sırada microsoft ürünü olan outlook un canı böyle yapmak istedi zira başka bir izahı yok. Neyse sorun çözüldü de artık mailim bir şekilde gider oldu.

ben de türkçe kaynaklar da adımız geçsin diye bu yazıyı yazdım. Oh be gene tarihe mal oldum. Gene hemde.

Hadi kalın sağlıcakla.

ingilizce outlook için ise aşağıdaki gibi olmalı yol haritası :
tools, options, mail setup, email accounts – select and change) more settings, outgoing server. yolu üzerinden I had to change to ‘use same settings as my incoming mail server’.

Kas
25

nette dolaşırken gördüğüm bir yazı idi henüz deneyemedim ama şimdilik burada dursun.

Youtube’a daha kaliteli görüntü ve stereo sesli video eklenmesi için gerekli format özellikleri.

Bu video’yu orijinal linkinden izlerseniz düşük kalite ve mono olacakdır.Stereo ve HQ olarak izlemek için video linklerinin sonuna MP4 formatı için “&fmt=18″,FLV formatı için “&fmt=6″ karakterlerini eklemelisiniz.

İzleyeceğiniz video’nun özelliklerini bilmiyorsanız ikisinide sırayla deneyiniz eğer o video HQ modunda upload edilmişse bu uzantılardan birini eklediğinizde video’nun izlenme kalitesi farkedilir derecede yükselecekdir.

“watch in high quality” seçeneği yüksek kalite video izlemenizi sağlar lakin her videoyu stereo olarak izlemenizi sağlamaz o yüzden yukarıdaki uzantıları denemeyi ihmal etmeyiniz.

Bu video’yu stereo HQ modunda izlemek için bu linki kullanmalısınız ;