Sonun başlangıcı 001


Ferit yüzbaşı toplamıştı bizi bir kenara.

Ertesi gün izmire uçuş eğitimlerine gidecek ekip ile sohbet ediyoruz. En son bir muayene kalmıştı önümüzde. Ondan sonra Sağlık kuruluna girecektik. Kalan tek muayene cildiye olduğundan kimse önemsemiyordu bu muayeneyi. Tabi bende umursamıyorum.

Kalan arkadaşlar ile artık ertesi gün gideceğimiz uçuşların heyecanı almıştı bizi. Nasıl olsa en basit muayenelerden bir tanesi ve ondan sonra sağlık kurulu. Ne olabilirdi ki cildiye de elenebilecek. Mantar yok, leke yok, iz yok. Tamamdır bitti bu iş diyorduk hepimiz.

Göz ve bel muayenesinden sağlam çıkmışız cildiye de mi eleneceğiz diyerek girdik içeri. Hava Hap okulu sağlık muayenlerinde ki en önemli kısım GÖZ ve OMURİLİK muayeneleri idi. Üç dört gün içersinde binlerce aday elendi bu muayenelerde. Yedeğin yedeği çağrılmıştı muayenelere artık. Biz ilk başlayanlardan olduğumuz için muayenelerin son ksımına gelmiştik ancak bu gün okul her zamankinden bayağı kalabalıktı. Ve cuma gününe kadar iki gün içersinde binlerce aday gene muayene olacaktı.

10 ar kişilik gruplar ile oluyordu her muayene. Doktor subay herkesin ismini sıra ile okuyor ve sonra yüzüne bakıyor daha sonra önünde ki sağlık raporu kağıdına bir şeyler yazıp diğer adaya geçiyordu. Daha önceki muayenelerde olduğu gibiydi yani cildiye de. Bir tek göz muayenesinde belli bir kontrolden geçtikten sonra gözünüze bir damla damlatıyorlar göz bebeğiniz büyüyor ve buna göre gözünüzde şuan bir bozukluk olmasa bile ileride olabilecek bozuklukları tespit ettiklerinden çok adayı elemişlerdi bu muayenede. sonra Omurilik kontrolü için röntgen çekilerek burada omurlar kontrol ediliyordu. Bu omurlarda ki açıklık fazlalığı nedeni ile de elemenin en çok olduğu ikinci bölüm de ortopedi idi.

Göz ve ortopedi dışında fazla zor bir muayene yoktu hele cildiye en basitlerinden biri idi. Bizden önce muayene olanlardan aldığımız tiyolara göre.

Herkes bir bir bahsettiğim şekilde sırasını savdı. Sıra bana bir türlü gelmiyordu. Neyse nasıl olsa gelecek diyordum kendi kendime. Benim ismim dışında herkesin ismi okunmuştu ve soktor subay ismini okuduklarım dışarı çıksın dedi. Benim ismim henüz okunmadığı için bir tek ben kalmıştım odada. Diğerleri dışarı çıktılar. Ben doktor ve bir hemşire kaldık içeride. Doktor subay üsteğmen ne hikmetse benim rontgenime bakıyor. Cildiye ile benim bel rontgenimin ne alakası var diye düşünmeye başlamışken sende böbrek taşı var dedi bana.

Ya komutanım yapmayın bende öyle bir dert yok dedim. Suratıma baktı ve ben var diyorsam vardır dedi ve dahiliye de Sağlam yazan yerin yanına büyük harfler ile “Sağ böbrek alanın da taş” yazısı yazdı.

Yapmayın etmeyin derken biraz sesimiz yükseldi diye beni odadan kovmuştu bile. O sırada dışarıda bulunan Sağlık kontrollerinden sorumlu Albay yanıma gelerek ne oluyor diye bana sordu. Durumu anlattım kendisine cildime bile bakmadan dahiliye bölümüne böbrekte taş ne demek diye sordum. Ki ondan önce dahiliye muayenesinden sağlam raporu almışken bu da nerden çıktı acaba

Daha sonra röntgen filmde bu şekilde bir leke olduğunu ancak muayene heyecanı ve filmlerin ıslak olması nedeni ile bu lekenin aslında parmak izi olabileceğini söyledi bana albay komutan. Ve bana bir şans tanıdığını iletti. dediki git hemen yeniden röntgen çektir ve kurula yetiştir. Eğer yeni röntgende bu leke yok ise yani hemen kurula getir filmi ben sana söz veriyorum sağlam yazacağım dedi bana sonradan sağlık kurulu başkanı olduğunu öürendiğim albay.

KOşarak röntgene gittim. Önümde yüzlerce aday adayı. Herbirine ayrı dert anlatarak 10 dakika da röntgen cihazına ancak gelebildik. Röntgen uzmanı astsubaya da durumumu tekrar anlatınca güldü yüzüme. Olmaz öyle şey nasıl böbrek taşı imiş o ya dedi .

benden tek kelime cevap çıktı BİLMEM.

neyseki hemen röntgenimi çekti. Bekle dışarıda iki dakika dedi bana. Hayatımın en uzun 2 dakikası idi. Ama askerlik hayatımın nedense ilk uzun dakikaları olmasına rağmen son iki dakikası değildi tabi. Bunu daha sonraları anlayacaktım belkide tam 10 yıl sonra.

Bu sırada sağlık kurulu başlamıştı. O gün sağlık kontrolleri tamamlanan askeri öğrenci adaylarından sağlık durumları uygun olanlar kuruldan da okey aldıktan sonra izmir de uçuş eğitimine iştirak ediyorlardı.

Kurul başladıktan yaklaşık 10 dakika sonra benim röntgen elime teslim edildi röntgen uzmanı astsubay tarafından. Sordum nasıl astsubayım durum diye. Benimle vakit kaybetme git kurula yetiştir dedi. Yolda röntgen elimde kurulun yapıldığı salona doğru ilerlerken diğer elimdeki rapora gözüm ilişti.

Sağ ve sol böbrek alanında taşa rastlanmamıştır.

Oh be dedim kendimce. İki dakika sonra kurulda idim. Kurul kapısının önü ana baba günü tüm adaylar orada tabi. Aralarında izin isteye isteye kurul kapısına kadar geldim. Kapıyı çalıyorum kimse açmıyor. Olsun nasıl olsa birazdan açarlar elimde de rapor var taş yok diye artık dert etmiyorum. Ancak hala kapıyı açan olmayınca bu sefer kapının kolunu zorladım haliyle kapı kilitli idi. Hafifce kapıyı omuzum ile itekledim, kapı her iki kanadı ile esnedi ancak açılmadı. Az daha yüklensem kırılır açılırdı. Bilenler bilir Hava Harp okulunun kütüphane tarafında ki odalardan birisi. Dolayısı ile eski binalar ve çift kanatlı kapılardan işte. O zamanlar nedense devlet dairelerinde bu tip kapılar moda idi.

Açılmadı kapı. Açtıramadım.

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum  ama tahminen 7-8 dakika sonra içeriden kapı nihayet açıldı. Az önce bana söz veren albay kapıda belirdi ve dışarı çıkıyordu. Oh dedim içimden. Komutanım röntgenimi getirdim uygun görürseniz kurula sunmak istiyorum dedim.

Albay suratıma baktı ve sana kurula yetiştir dedik. kurul bitti geçmiş olsun dedi bana.

Daha sonra şuursuzca birşeyler söyledim alabayın arkasından yarı yürüyerek yarı koşarak. Ancak aramıza yaverleri ve posta eri girince mesafemiz açıldı ve beni dinlemeden yürüdü gitti.

Ne yapacağımı şaşırmıştım. O sırada kurul çıkışında ismimin okunduğunu duydum kurul kapısına gittiğimde bana bir evrak ulaştırıldı ve teslim edildi.

Sağlık muayenelerinden gecçemediğim böbrek taşından elendiğim yazıyordu kağıtta ve bundan sonraki hayatımda bana başarılar diliyorlardı.

En azından çıkarken albaya tekrar uğrayayım belki dilekçe falan yazarım diye albay ile görüşmek istedim ancak içeride misafiri olduğunu beklemem gerektiğini söylediler. Daha sonra içeriden albayın misafirleri çıktı. Çıkan kişilerden birisini tanır gibi oldum ama nerden. Biraz düşününce hatırladım bir anda. Muayeneler başladığında göz muayenesinde elenen çocuklardan biri  ve babası idi hatırladıklarım. Sanırım onlarda itiraz ediyorlar dedim kendimce saf saf.

Daha sonra içeriden biri daha çıktı. Az önce beni eleyen cildiye doktoru. Komutanım ben az önce elediğiniz adayım bakın yeniden röntgen çektirdim böbreğim de taş yok bakın bana inanmadınız ama ben haklıyım dedim.

suratıma baktı ve hiç bir şey demedi. RÖntgene baktı ve evet taş yokmuş dedi. Geçmiş olsun dedi. Peki birşey yapamazmıyız dediğim de ben bir şey yapamam dedi.

Albayı bekledim. 15-20 dakika. Az önce muayenelerin ilk gününde elenen çocuk babası ile ellerinde bir kağıt ve cildiye doktoru ile beraber tekrar albayın odasına girdiler. 5-10 dakika sonra içeriden kahkahalar ile çıktılar. Bir tek albayın lafını duydum “Hayırlı olsun”.

Albayın odasının boşaldığını görünce müsade istemeden odaya girmek istedim ancak albay odada yoktu. Meğer odanın başka bir çıkışı daha varmış ve albay okul komutanının yanına gitmiş. Halbuki ben onu bekliyordum.

Ne yapacağımı şaşırmış vaziyette bulunduğum yere doğru çöktüm.

Bir anda babamı hatırladım. Amcam ile arasında ki problem nedeni ile benim asker olmamı istemişti. Ve bir konuşmasında bana bunu ifade etmişti. Bunu bana söyledikten kısa bir süre sonra vefat ettiği içinde bu istek benim için bir vasiyet durumunda olmuştu. Ve Üniversite imtihanında iyi bir okulu kazanmış olmama rağmen ben askeri okulu tercih etmiştim.

Her şey iyi gitmişti. yaklaşık 2000 kişi arasından 22 kişi göz muayenesinden sağlam çıkmıştık. Daha sonra bel muayenesi vs gibi ağır muayenelerden sağlam raporu aldık ama cildiye de böbrek taşından elenen ilk aday olduk sanırım.yanıma Hava harp okulunda bulunduğumuz bir kaç gün içersinde gerek bahçede gerekse binalarda karşılaştığımız bir askeri personel ile göz göze geldik. Hayırdır ne oldu sana diye sordu bana. zira bir kaç günde bayağı samimi olmuştuk hatta nasipse bu gün basit muayeneler kaldığı için artık bize okullu muamelesi bile yapmaya başlamıştı. Nasıl olsa intibak eğitimi sonra onunla beraber burada nasip olursa 4 sene okuyacaktık.

Anlattım durumu ona her anı ile. Dinledikten sonra beş on saniye sessiz kalıp dedi ki “abicim seni bilerek elemişler”. o elenen çocuk cildiye doktorunun yeğeni imiş. Onun yerine beni elemişler. Çocuk ilk muayene günü elendi ama dedim. o zaman bu doktor yoktu çocuktan kimsenin haberi yoktu. Bu gün gerekli görüşmeleri yaptılar dedi bana.

O zaman doktor ve elenen çocuğun albayın odasına neden girip çıktıkları anlaşıldı dedim kendi kendime. O zaman dedim ben albayı beklemeyeyim bir faydası olmaz herhalde ne yapayım diye sordum.

Evine git ve unut burayı dedi bana. Öğrendim ki böbrek taşı burada devamlı uygulanan bir yöntem bir kontenjan açma senaryosu imiş.

Ama dedim o çocuk pilot olamazki onu gözden elemişlerdi dedim son bir ümitle.

Olsun dedi bana üsteğmen, yer subayı olur oda merak etme. Karargahta görev yapar. Aman Allahım dedim uçamadıktan sonra, pilot olamadıktan sonra ne anlamı varki havacı olmanın dedim isyankar bir sesle. Öyle deme bak bende yer subayıyım dedi bana yanımdaki üsteğmen.

Muayeneler boyunca beraber olduğum yorulduğumuz da sırt sırta vererek kumanyamızı yediğimiz arkadaşlar ile vedalaşarak hava harp okulundan ayrıldım. Onlar da izmire gitmek üzere alay binasına geçtiler beni uğurladıktan sonra.

O günden sonra yıllarca hava harp okulu önünden geçtiğim de bu HAKSIZLIK aklıma gelir ama bu askeriye de uğrayacağım ilk haksızlıktı.Malesef SON HAKSIZLIK değildi. Bizim için İSTİKBAL çok istesek de malesef GÖKLERDE değildi. Hava harp okulunun şimdilerde sitesinde yazan DOĞRULUK,MERTLİK,ŞEREF yolculuğu bizim için malesef göklerde olamayacaktı.

Daha yeni başlıyordu,sonun başlangıcı.

Devam edecek… Yeni başladı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s